Blogger
stella
On Blogger since: March 2008
Profile views: 2,461

My blogs

Blogs I follow

About me

GenderFemale
Locationistanbul, Türkiye
Introductionalfred j. prufrock'un ta kendisiyim. kök sebzeleri, kereviz, greyfurt, kırmızı lahana gibi kimsenin sevmediği şeyleri çok severim. bıyıklı erkek beğenirim. boş zamanlarımda hayal kurarım. dana gibi uyurum, pek uyanamam. vaktimin çoğu ya trafikte, ya mutfakta ya da yatakta uyurken geçip gidiyor. her şeyden çabuk sıkılırım bi de.
Interestsbişiyler bişiyler.
Favorite moviesblack cat white cat.
Favorite musichttp://www.last.fm/user/stelloid
Favorite booksgodot'ya taparım. kundera'yı yerim. murakami sıçsa okurum. fromm'u okuyup okuyup "evet laaağn" triplerine girer, duygusal mekanizmalarımızı çözerim. art of loving'e büyük bi sevgi beslerim. çizgiromanlar, özellikle "çok param var ama çok sıkılıyorum; bari superhero olayım" mantığındaki kahramanların çizgiromanlarına bayılırım batman ve ironman gibi. japonlardan osamu tezuka'yı yerim. popüler şeylerden, lord of the rings ve harry potter demode artık, zaten onların büyük bi fanı olmadım hiçbi zaman. twilight saga, tırt hikayesine rağmen taş gibi oyuncuları ve aşırı kolay okunabilirliği sayesinde sevdiğim bişiy. neyse, popüler edebiyata çok girmemeye, girsem de okuyup bırakmakla yetinmeye çalışıyorum. dostoyevski okuma girişimlerim genellikle hüsranla sonuçlanır. okudum mu severim amcayı, ama çok kalın, bi de küçücük yazılı kitaplar beni baştan gerer, yıldırır. o yüzden hiç sonunu getiremedim dostoyevski'nin. ama iyi bi amcamızdır. en sevdiğim yazar takımıysa varoluşçu, hatta nihilist takılan tayfadır. evden bikaç gün hiç çıkmayıp camus, sartre, beckett, houellebecq fln okuyup sonra bütün insan milletine karşı nefret dolduğumu hatırlarım. türk yazarlarımızı unutmayalım tabi. eskiden nazlı eray'a pek bi bayılırdım, şimdi o kadar da bayılmıyorum. yusuf atılgan'ın aylak adam'ı beni düşündürür, ağlatır, tiksindirir; severim. nobel ödüllü orhan pamuk'umuzun cevdet bey ve oğulları yer yer sıkıcı ama ilginç bi romanımız. geçtiği dönemde yaşattırıyodu bizi adeta. sonra bi de masumiyet müzesini okudum. cık. taslak halinde kalmış. hikaye fena değil, yer yer çok güzel tasvirler, okuyucunun kendini karakterlerle bütünleştirmesine olanak sağlayan harika bölümler var. ama kitabın genelindeki özensizlik, anlatım bozuklukları, gramer hataları insanın hevesini kaçırıyor. "insan nobel alır da, nobeli kaptıktan sonraki ilk kitabı böyle mi olur a adam? nasılsa kaptın artık nobel'i, bok yazsan okurlar artık..." demekten kendini alıkoyamıyor insan. sonra ben şiir de çok severim.
Google apps
Main menu