Nergis Tuncil
My blogs
| Introduction | Ah ne çok isterdim Sait Faik gibi yazmayı; bir köylü kadınını veya bir mahalle sakinini uzun uzun anlatmayı. Sait Faik'in sıcaklığını, samimi üslubunu, çizgisini benimseyen ve kendi öykülerini onun diliyle şekillendiren kalemler var, gıpta ediyorum onlara. Ben anlatamıyorum bizi bize. Ayakları yere basmayan öyküler yazıyorum; fantastik. Dostoyevski kadar, insan ruhundan anlamayı ve çözümlemeyi isterdim. Ama o da yok bende maalesef. Tek avuntum Borges. Fakat onun bilgi birikimine ulaşmak için daha çok ekmek yemek gerek; onun öyküleri entelektüeldir, ne anlattığının uzantısını keşfettikçe insanı ürkütür o sonsuz ikilem. Aynaya tutulan öykü, gizlenmiş bir semboldür, işarettir. Benim öykülerim saf kız gibi kalır Borges'in yazdıklarının yanında. Neyse ki entelektüel olma kısmını romanda kotarıyorum. Bu üç yazarı da çok seviyorum. Kolay kolay erişilemez ustalıklarına. Ve Hemingway, yazmayı ondan öğrendim diyebilirim, o cesaretlendirdi beni. Varış: Gerçeğin kendisi yerine gerçeğin yansımasını göstermek, hayali piyonlar ileri sürmek, bilmediklerimizin altını çizmek ve şah mat. Sonuç: Yazarlar, kitaplar ve okurlarla yazma dürtüsünün açmış olduğu yolda devam etmek... Okur Yazar Mistik |
|---|---|
| Favorite movies | Sessiz Sinema: Charlie Chaplin, Lon Chaney, Greta Gorbo, 1950's, 1960's |

